30 Mart 2016 Çarşamba

DEMİR VE MİKRO ELEMENTLERİN BİTKİ GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİ

DEMİR

DEMİR EKSİKLİĞİNDE

  • Bitkilerdeki demir eksikliğinin en belirgin belirtisi yaprak damarları yeşil kalmak koşuluyla, yaprağın diğer kısımlarının sararmasıdır. Aşağıdaki resimlerde bunu net bir şekilde görebilirsiniz
  • Bazı bitkilerin yapraklarında kahverengi nekrozlar görülebilir
  • Çok şiddetli eksiklerde yaprak damarlarında da sararma, hatta yeni çıkan yapraklarda hiç klorofil olmadığından beyaz olması söz konusu olabilir
  • Magnezyum eksikliğiyle karıştırmamamanın püf noktası ise; magnezyum eksiliğinin yaşlı yapraklada, demir eksikliğinin ise genç yapraklarda sürgün uçlarında görülmesidir




DEMİR FAZLALIĞINDA
  • Demir fazlalığı pek görülen bir durum değildir ancak; bazı bitkiler köklerinden asit salgılayarak toprağın PH'ını düşürürler ve demirin fazla emilmesine yol açarlar
  • Böyle durumlarda yaprakların rengi bronza döner ve noktalı bir hal alır. Aşağıdaki resimlerde demir fazlalığının bitki yaprakları üzerine etkisi göreilirsiniz
nutrients-iron-toxicity

iron-toxicity-1


ÇİNKO

ÇİNKO EKSİKLİĞİNDE

  • Bitkilerde çinko eksikliği yapraklar arası kloroz şeklinde görülür. Damarlar yeşil kalırken, damar araları sarıya hatta beyaza döner
  • Çinko eksikliği yaşlı yapraklarda kendini gösterir
  • Yapraklar seyrekleşir, tomurcuklar sayısı azalır veya tamamen yok olur, bazı tomurcuklar açılmadan kalır
  • Meyve agaclarındaki tipik belirtisi ise daralmış küçük yapraklar ve rozet oluşumudur
  • Aşağıdaki bitki yapraklarında çinko eksikliği görülmektedir




ÇİNKO FAZLALIĞINDA

  • Bitkilerde çinko fazlalığı büyüyemeyen kıvrılan genç yapraklara ve  kloroza  daha sonra da bitkinin ölümüne sebep olur
  • Aşağıdaki resimde, sol taraftaki yapraklar normal seviyede çinko varlığında gelişen yapraklar, sağ taraftakiler ise aşırı miktarda çinko durumunda gelişen yapraklardır




BAKIR


BAKIR EKSİKLİĞİNDE
  • Bitkilerdeki bakır eksikliği pek görülmemekle birlikte, görüldüğünde genç yapraklarda kendini gösterir
  • Bu yapraklarada grimsi yeşil renk hatta beyazlaşma ve solma görülür
  • Meyve ağaçlarında dalların uç kısımlarında kurumalar olur
  • Tahıllarda yaprak uçları beyazlaşır, yaprak küçülür, eksiklik sürekli olursa başak oluşmaz
  • Genaratif gelişimi vegatatif gelişime göre daha çok etkiler
  • şağıdaki resimlerde bitki yapraklarında bakır eksikliğinin etkileri görülmektedir


BAKIR FAZLALIĞINDA
  • Bitkilerdeki bakır fazlalığı klorozo neden olur, bitki yaprakları önce açık yeşil sonra kahverengiye döner ve bu yapraklar daha sonra dökülür
  • Ayrıca molibden alımını olumsuz etkiler
  • Aşağıdaki resimlerde bakır fazlalığının bitki yarakları üzerine etkisi görülmektedir




BOR


BOR EKSİKLİĞİNDE
  • Bor eksikliği kendini bitkinin genç kısımlarımda özellikle çiçeklerde gösterir
  • Bitkinin büyüme noktalarında duraklama, uç büyüme noktalarında ve çiçeklerde zararlar meydana gelir,tohum oluşumunda aksamalar görülür
  • Yapraklarda violetleşme ve şekilsel bozukluklar oluşur
  • Meyve ve yumru içlerinde kahverengileşme oluşur
  • Aşağıdaki resimlerde bor eksikliğinin etkileri görülmektedir


BOR FAZLALIĞINDA
  • Yaprak kenarları kıvrılır ve ölür
  • Aşağıdaki resimde bor fazlalığının bitki yaprakları üzerindeki etkisi görülmekedir

MANGANEZ


MANGANEZ EKSİKLİĞİNDE
  • Yapraklarda kahverengi lekeler ve dökülmeler görülür
  • Tahıllarda yapraklarda beyaz gri lekelenmeler ve kloroz oluşumu
  • Aşağıdaki resimlerde mangan etkisinin bitki yaprakları üzerine etkisi görülmektedir


MANGANEZ FAZLALIĞINDA
  • Manganez fazlalığı demir eksikliğine neden olur
  • Demir eksikliğinde görülen semptomlar görülür
  • Aşağıdaki resimlerde manganez eksiliğinin bitki gelişimine etkileri görülmektedir



MOLİBDEN



MOLİBDEN EKSİKLİĞİNDE

  • Eksikliğinde toprak kaynaklı hastalıklar bitkide daha kolay ilerler
  • Şiddetli sararma ve cüceleşme görülür
  • Çiçekler solar, bitki boysuzlaşır
  • Klorofil miktarı azalır, gelişme zayıflar
  • Aşağıdaki resimlerde molibden eksikliğinin etkileri görülmektedir

 



MOLİBDEN FAZLALIĞINDA
  • Pek görülen bir durum değildir

9 Mart 2016 Çarşamba

İKİNCİL ELEMENTLERİN (KALSİYUM, MAGNEZYUM, KÜKÜRT) BİTKİ GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİ


Makro elementlerden sonra ikincil elementlerin de bitki gelişimi üzerine etkisini inceleyelim...



KALSİYUM 


Kalsiyumun  bitkilerde taşınması pasif olarak gerçekleşir ve enerji gerektirmez. Ksilem yani odun borularıyla suyla birlikte taşınır. Doğrudan terleme hızıyla orantılıdır. Bundan dolayı, yüksek nem, soğuk ve düşük terleme hızı kalsiyum eksikliğine sebep olabilir. Tuzluluğun artması da suyun taşınmasını azaltacağından, kalsiyum eksikliğine sebep olabilir.

Kalsiyum eksikliği ilk önce genç yapraklar ve meyvelerde kendini gösterir çünkü buralarda terleme hızı çok düşüktür.

Öncelikle bitkiler için kalsiyum neden bu kadar önemlidir?


Çünkü Kalsiyum;


  • Diğer elementlerle birlikte metabolik proseslere katılır
  • Enzimatik ve hormanal proseslere katılır
  • Hücre duvarı kalınlığı ve dayanıklılığını artırır
  • Isı stresine karşılık bitkiyi korur
  • Protein oluşumunda rol oynayan nitratların indirgenmesini sağlar
  • Hücre duvarı dayanıklılığını arttırararak bitkiyi hastalıklara karşı korur
  • Yüksek kalite meyve veriminde hayati rol oynar

Bitkide Kalsiyum Eksikliğine Nasıl Meydana Gelir ?

  •  Ya topraktaki düşük kalsiyum nedeniyle ya da su stresine bağlı olarak terleme hızının düşmesiyle kalsiyumun yeterli miktarda taşınamamasıyla meydana gelir 
  • Yani bitkinizin üzerinde kalsiyum eksikliği görmenizdeki tek neden topraktaki kalsiyum eksikliği olmayabilir
  • Örneğin seradaki çok yüksek nem oranı terleme hızını tamamen düşürmüş ve kalsiyumun taşınamamasına sebep olmuş olabilir

Kalsiyum Eksikliğinde;

  • Genç yapraklarda kıvrılma ve deformasyon oluşur
  • Yaprak uçlarında yanma görülür
  • Düşük gelişme olur
  • Meyvede hasar meydana gelir
calcium-deficiency.jpg

Calcium-deficient-leaves.jpg




Yukarıdaki resimlerde domates bitkilerin  yaprak ve meyvelerinde kalsiyum eksikliğinin etkileri görülmektedir.


Kalsiyum Fazlalığında;



  • Demir manganez ve bor gibi mikro elementlerin emilimini azalır ve bu elementlerin eksikliklerinin yol açtığı semptomlar ortaya çıkar

MAGNEZYUM


Öncelikle bitkiler için magnezyum neden bu kadar önemlidir?


Çünkü Magnezyum;

  • Klorofil atomunun merkezinde bulunur
  • Klorofilin güneş enerjisini tutmasına imkan tanır ve fotosentez için gereklidir
  • Yaprakların yeşil rengini alması için gereklidir
  • Karbonhidrat metabolizmasında ve hücre membran stabilizasyonunda kullanılır

Magnezyum Eksikliğinde;



  • İlk önce yaşlı yapraklarda klorofil eksikliği görülür ve daha sonra genç yapraklara doğru ilerler
  • Yaprak damarları aralarında sararmalar görülür
  • Fotosentetik ve enzimatik aktivitelerde düşüş görülür
  • Uzun süren magnezyum eksikliklerinde yaşlı yapraklarda nekroz ve dökülmeler görülür
  • Küçük ve odunsu meyve oluşur




Yukarıdaki bitkilerde, magnezyum eksikliğinin etkileri görülmektedir


Magnezyum Fazlalığında;

  • Biraz fazla olması sorun yaratmaz  ancak aşırı yüksek olursa kalsiyumun taşınmasını inhibe eder ve aşırı tuzlu ortamdaymış gibi gelişim olmasına sebep olur, çok koyu renkli vegatatif gelişim ve kavruk büyüme görülür



    KÜKÜRT

    Öncelikle bitkiler için kükürt neden bu kadar önemlidir?


    Çünkü Kükürt;

    • Bazı aminoasitlerin ve koenzimlerin yapısında bulunur
    • Protein sentezinde rol oynar


    Kükürt Eksikliğinde;



    • Azot eksikliğine benzer belirtiler meydana gelir, ancak kükürt eksikliğinde hassas olan genç yapraklardır
    • Yapraklar açık yeşil ya da uçuk sarı renkte olur


    Yukarıdaki resimde sağlıklı bir bitkinin yanına kükürt eksikliği görülen bir bitki yerleştirilmiştir.

    Kükürt  Fazlalığında;

    • Yapraklar beyazımsı yeşil renk alır
    • Yaşlı yapraklarda kırmızı mor benekler oluşur



    17 Şubat 2016 Çarşamba

    İLGİNÇ KONULARLA-STEVYA BİTKİSİ

    Bilim ve Teknik Dergisinin Şubat sayısında yer verdiği ve ilginç bulduğum stevya bitkisiyle ilgili makaladen ufak bir derlemeye yer vermek istedim.

    NEDEN STEVYA

    Dünya çapında şeker kamışı ve şeker pancarı endüstrisindeki gelişmelerin neticesinde, yüksek kalorili sofra şekeri tüketimi artışının sonucuyla; diyabet, kalp-damar hastalıkları, obezite arttı. İnsanlık çareyi, kalorisiz sentetik tatlandırıcılarda aradı ama bunların da sağlığa zararlı etkileri olduğu düşüncesi, karamsarlık yarattı. 




    Anavatanı Paraguay ve Brezilya olan stevya bitkisi sanki tüm bu tartışmayı noktalayacak gibi görünüyor. 


    Bunun nedeni; 


    • Kurutulmuş stevya yaprakları sofra şekerinden %40 daha tatlı
    • Özütü alınıp granüle hale getirildiğinde ise aynı miktar sofra şekerinden 300 kat daha tatlı
    • Toksik değil
    • Mayalayıcı değil
    • Lezzet arttırıcı
    • %100 doğal
    • Diş çürüğüne sebep olmuyor
    • Çocuklarda tatlı bağımlılığı yapmıyor
    • Yüksek ısıda pişirilebiliyor
    • Raf ömrü uzun 
    • Rengi beyaz olduğundan,şeker pancarı gibi beyazlatmak için kimyasal işlemden geçmesi gerekmiyor
    • Diğer tatlandırıcılarla karıştırılıp ,bunların zararırını azaltmaya imkan tanıyor
    • Aynı zamanda zengin vitamin ve mineral kaynağı 
    • En önemlisi ise içeriğinde en yüksek oranda bulunan stevyosid bileşinin yapısındaki beta glikozidik bağlar, mide ve bağırsak enzimleri tarafından parçalanamıyor, sadece bağırsak bakterileri tarafından parçalanabiliyor ve bağırsaklarda emilmiyor. Dolayısıyla diyabet ve fenilketonüri hastaları ve zayıflamak isteyenler için güvenli
    YETİŞTİRME ŞARTLARI

    Türkiyede endüstriyel olarak bu bitkinin üretime girmesi ne kadar zamanda yaygınlaşır, ya da yaygınlaşır mı bilinmez ama bu bitkiyi yetiştirmek isteyenler için faydalı olduğunu düşündüğüm bilgileri paylaşmak istiyorum.



    1. Stevya tohumdan, doku kültüründen ve çelikten üretilibiliyor
    2. Bitkinin tat oranı fidandan fidana değişiklik gösterdiğinden, doku alırken ve çelikleme yapılırken şeker yoğunluğu yüksek fidanlar seçilmesi öneriliyor
    3. Baharda don tehlikesi geçtikten sonra ekilebiliyor
    4. Organik maddelerce zengin, suyun göllenmeyen akıp gittiği toprağı seviyor
    5. Balçıklı ve tuzlu topraklardan hoşlanmıyor
    6. Kuraklık direnci düşük olduğundan, damla sulama yöntemiyle sürekli nemli tutulması öneriliyor
    7. Besleyici kökleri toprak yüzeyine yakın olduğundan, sulamanın sık ve sığ tabakada olması öneriliyor

    TÜRKİYEDE STEVYA


    • Türkiye'de stevya üretimi 2009 yılında Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde başladı
    • Başarılı olunca 2012'de Burhaniye, Söke ve Turgutlu'da deneme üretimi başlatıldı
    • 2012 de ÇAYKUR da Rize ve çevresinde yetiştirme ve ar-ge çalışmalarına başlayınca, 30 Haziran 2013 de resmi gazetede yayımlanan Türk Gıda Koteksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği ile Türkiye'de tatlandırıcı olarak kullanılmasına izin verildi

    ÇAYKUR ve STEVYA 



    • Stevya çay ile aynı havzada yetiştirilibiliyor
    • Arjantinden fidanlar getirilp stevya bahçesi kurulmuş ve üçüncü yılın sonunda yüksek verimle başarılı sonuçlar elde edilmiş
    • Dönüm başına 4-4.5 ton verim elde edilmiş
    • Mart ayında ekilmesi gerekiyor
    • Çay gibi hasat için 3-4 yıl beklemek gerekmiyor, aynı yıl hasat yapılabiliyor
    DÜNYADA STEVYA

    • Üretim lideri Çin
    • Tüketim lideri Japonya. Çünkü Japoların şeker mevzuatında, zararını azaltmak için şekere % 15 oranında stevya katmak zorunlu

    Beslenme şeklinin  git gide önemsendiği Türkiye'de de stevyanın yakın gelecekte kendine yer bulacağından eminim...

    15 Şubat 2016 Pazartesi

    MAKRO ELEMENTLERİN (AZOT, FOSFOR,POTASYUM ) BİTKİ GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİ

    Eğer bitki yetiştirmekte başarılı olmak istiyorsanız, hele ki topraksız tarım gibi her elementin fonksiyonunun yansımasını çok net göreceğiniz bir teknikle çalışıyorsanız, her bir elementin nasıl etki ettiğini, eksikliginde, ya da fazlalığında nelere tanık olacağınızı bilmeniz gerekir.

    Öncelikle MİNUMUM KANUNU'nu asla unutmamalısınız. Nedir bu kanun?
    Bitkilerin büyümeleri, ihtiyaç duyduğu besin elementlerinden, toprakta en az bulunana bağlıdır.

    Bu demek oluyor ki, pek çok ziraatçinin yaptığı gibi; toprak analiziniz elinizde olmadan, durmadan azot ve potasyumla gübreleme yapıyor olabilirsiniz, ancak toprakta fosfor çok az seviyedeyse, bitkininiz, verdiğiniz gübrenin, yalnızca fosfor miktarı kadar olan kısmını kullanacaktır.

    Bunun neticesinde hem beklediğiniz verimi alamayacak, hem toprağı kirletmiş olacak, hem de maddi zarara uğramış olacaksınız.

    Çok teknik detaya girmeden akılda kalıcı şekilde kısaca bu elementlere göz atalım.

    AZOT

    Oncelikle bitkiler icin azot neden bu kadar onemlidir?

    Cunku azot;


    • Proteinleri olusturan amino asitlerin temel yapi tasidir
    • Genetik kodu tasiyan DNA'yi olusturan nukleik asitlerin bir komponentidir
    • Karbonhidrat olusumunun yani fotosentezin bir parcasi olan ayni zamanda bitkilere yesil rengini veren klorofilin de bir komponentidir


    Genç bitkiler yaşlı bitkilere oranla daha çok azot içerir. Bitkide yeni hücrelerin oluşumu için azot gereklidir. Ayrıca azot fosfor ve potasyumun kullanılmasını da ayarlar.

    Azot eksikliğinde;


    • Bitki büyümesi yavaşlar
    • Yapraklar koyu yeşil değil, açık yeşil renktedir
    • Yaşlı yapraklarda sararma ve vaktinden önce dökülmeler başlar
    • Kök gelişimi ve dallanması azalır
    • Yapraklar küçülür
    • Meyveler küçük olur
    • Bitki küçük kalır
    • Sürgün sayısı ve boyu azalır

    Azot fazlalığında;

    • Yapraklar koyu yeşil olur
    • Bitkinin yeşil kısımlarında iyi gelişim
    • Zayıf kök gelişimi
    • Çiçeklerde ve meyvelerde dökülme








    Yukarida topraksız tarımla yetiştirilen iki domates bitkisinden sağda olanında , azot eksikliği mevcuttur.


    FOSFOR

    Oncelikle bitkiler icin fosfor neden bu kadar onemlidir?

    Cunku fosfor;


    • Pek çok biyokimyasal reksiyonda katalist görevi görür
    • DNA ve RNA'nın komponentidir
    • ATP' nin ise hayati komponentidir
    Fosfor;
    • Kök gelişimini hızlandırır ve güçlendirir
    • Çiçek ve tohum oluşumunu geliştirir
    • Daha dengeli ve erken hasat imkanı sağlar
    • Ürün kalitesini arttırır
    • Hastalıklara karşı dayanıklılığı arttırır

    fosfor  eksikliğinde;

    öncelikle fosfor eksikliğini teşhis etmek azot ve potasyuma göre daha zordur. meyvede belirgin bir etkisi yoktur. yaşlı yapraklar genç yapraklardan daha önce etkilenir.

    • Bitki cılız kalır
    • Hasat gecikir
    • Yaprak gelişimi azalır ve erken dökülür
    • Kök ve gövde büyümesi geriler, çiçeklenme azalır
    • Domates bitkisinde, genç yaprakların altlarında morumsu renk görülürken, mısırda ise yaprak kenarlarında morumsu renk görünür





    Yukarıdaki resimde mısır bitkisinde,fosfor eksikliği görülmektedir

    fosfor fazlalığında;


    • Doğrudan potasyum fazlalığından olmasa da, potasyum fazlalılığında olan, bakır çinko gibi mikro elementlerin tutulmalarıyla ilgili sorunlar ortaya çıkar
    • yaprak kenarlarında önce sarı sonra kahverengi -kırmızı beneklenmeler ve dökülmeler görülür



    POTASYUM

    Oncelikle bitkiler icin potasyum neden bu kadar onemlidir?

    Cunku potasyum;


    • Bitkide istikrarlı gelişim için gereklidir
    • Ürün verimini arttırır
    • Bitki gelişiminde görev yapan enzimleri geliştirir
    • Selülozu oluşturur
    • Fotosenteze yardım eder
    • Bitkinin protein içerğini arttırır
    • Tane ve yeterli meyve büyüklüğünü sağlar
    • Meyve sertliği ve dayanıklılığı sağlar
    • Su kullanım etkinliğini arttırır
    • Kuraklıkta, su stresine dayanımı arttırır


    potasyum eksikliğinde;


    • Eksiklik önce yaşlı yapraklarda daha sonra genç yapraklarda kendini gösterir
    • Önce bitkinin en alttaki yapraklarında görülür dha sonra yukarılara doğru ilerler
    • Yaprak kenarlarında sararma görülür.
    • Meyve oluşumu yavaşlar
    • Kök  gelişimi zayıflar
    • Bitki susuzluğa, su stresine, yüksek ve düşük sıcaklıklara karşı daha dayanıksızdır.
    • Hastalıklara karşı daha dayanıksızdır

    Yukarıdaki resimde potasyum eksikliği görülmektedir.


    Potasyum fazlalığında;

    • Aşırı miktarları bitki tarafından  pek absorbe edilmemektedir fakat, yüksek miktarda olması, magnezyum, mangan, çinko ve demir  eksikliğine neden olmaktadır


    30 Aralık 2015 Çarşamba

    SERADA KÜÇÜK ÖLÇEKLİ TOPRAKSIZ TARIM DOMATES ÜRETİMİNDEN DAHA ÇOK GÖRSEL

    "Serada  Küçük Ölçekli Topraksız Tarım Domates Üretimi" çalışmamdan ilginizi çekeceğini düşündüğüm bazı görselleri daha paylaşmak istedim...







































    NEDEN TOPRAKSIZ TARIM

    Bir çok kişinin, " Memlekette bunca bereketli toprak varken, topraksız tarım da neymiş?" dediğini duyar gibiyim.

    Bu yöntemde toprak yerine kimyasallar kulanıldığından, bu yöntemle yetişen ürünlerin çok sağlıksız ve yapay olduğu yanılgısına düşebilirsiniz. Ancak anlatacaklarımdan sonra, fikrinizin değişeceğini ümit ediyorum.

    Öncelikle sertifikayla yapılan organik tarım ürünleri elbette ki en sağlıklı olanlardır. Bu tartışılmaz bir kabuldür. Bu ürünleri skalamızın en tepesini yereştirip, bu konuyu tartışma dışı bırakalım.

    Böylece kıyaslamamızı topraksız tarım ve toprakta yapılan; gübre ve zirai ilaç kullanılan tarım arasında yapalım.

    Şunu belirtmeden geçemeceğim ki, dünya üzerindeki insan nufusu hızla artıyor, kullanılabilir tarım arazisi ve temiz su kaynakları hızla azalıyor. Üstelik su kaynaklarının en büyük çoğunluğunu ise geleneksel yöntemlerle sulama yaptığımız tarım uygulamalarımızda kaybediyoruz.


    Durum böyleyken topraksız tarım uygulamalarının artacak olması çok mantıklı görünüyor. Çünkü bu yöntemle yapmış olduğumuz,  aslında doğanın kendisinin bir simülasyonudur.











    1. Topraksız tarımda kullandığımız kimyasallar, normal tarımda da kullandığımız gübrelerdir. Arada şöyle bir fark vardır. Topraksız tarımda gübreler kullanırız ve bitkinin bunun ne kadarını kullandığı biliriz. Gübreleri tarlada kullanırken, bitkinin ihtiyacı olandan çok daha fazlasını kullanmak durumunda kalırız. Bu da hem topraklarımız için zararlı, hem de bütçemiz açısından zararlıdır.

    2. Topraksız tarımda kullandığımız su miktarı normal tarıma oranla cok cok cok daha azdir. Ustelik kullanilan suyu geri donusturerek bir kismini yeniden kullanmak mümkündür.

    3. Minimum yer,  minimum su,  ve minimum  besinle maksimum verim alacaginiz bir yontemdir.


    4. Besin kaynakli problemleri kontrol etmeniz mümkün olduğundan ürün kalitesi cok daha yüksektir.


    5. Toprak olmadığından; toprak kaynaklı hastalıklarla karşılaşmazsınız.


    6. Çapalama gibi isçilik maliyetlerinden kurtulmuş olursunuz.


    7. Tum bunlarin etkisiyle veriminiz teorikte 5 kat daha yuksektir. Bu da demek oluyor ki, çok daha küçük arazilerden, cok daha büyük araziniz varmis gibi verim alabilir,Ya da ayni miktar arazide veriminizi cok daha arttirabilirsiniz.


    8. Tum besin verileri kontrol altina alinip, bilinmeyen parametreler azaldigindan hastaliklarla mücadele daha kolay ve cok daha az zirai ilacla kontrolu mümkündür.


    9.  Dezavantajmis gorunenler ise ilk yatirim maliyetinizin yuksek olmasi ve yetişmiş teknik insanlara ihtiyacınızın olmasıdır.



    Üzerinde çalışmaya değer bence...