kök etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kök etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2016 Salı

İLGİNÇ KONULARLA-EN VERİMLİ BİTKİNİZİ KLONLAYIN

Klonlama konusu hayvan ve insanlar konusunda yılladır tartışıladursun, biz bunu aslında ismine klonlama demeden de olsa bitkilerde yüzyıllardır  yapıyoruz.

Hele ki, sürekli üretim yaptığınız bir tesise sahipseniz, verimli gördüğünüz bitkileri klonlayarak, sürprizlerle karşılaşmadan, bu veriminizi sürdürülebilir hale getirebilirsiniz.

Klonlama işlemine başlamadan evvel başarı şansınızı arttırmak için öncelikle aşağıdaki şartları sağlamalısınız.

  • Kök bölgesindeki sıcaklık; 22.2  C- 26.6 C civarında olmalıdır
  • Hava sıcaklığı ; 21.1 C-25.5 C civarında olmalıdır ve %90-100 nem olmalıdır. 
  • Dik gelmeyecek şekilde düşük yoğunluklu ışık olmalıdır. (20 watt florasan)
  • %25lik kuvvette kök besleme çözeltisi olmalıdır
  • %15lik kuvvette besleme çözeltisi yaprak besini olarak spray edilmeli
  • Kök hormanları kullanılarak da kökleşme hızlandırılabilir
Aşağıdaki resimli anlatımda kısaca size yardımcı olmaya çalışayım...



1) Klonlamak istediğiniz bitkiden sağlıklı bir filiz seçin. Filiz yaklaşık olarak 7.6-12.7 cm uzunluğunda olmalı ve 2 çift yapraktan daha fazla yaprak içermemelidir. Her zaman sağlıklı genç yeşil filizleri seçin.




2) Steril bir bıçak veya jilet kullanarak kesin ve çok hızlı bir şekilde, oda sıcaklığındaki seyreltilmiş besin çözeltisine koyun.





3) Filiziniz seyreltilmiş  besin çözeltinize batık durumdayken, kestiğiniz ucun üst kısmından 45 derecelik açı oluşturacak şekilde taze bir kesik atın. Bu durum kökte hapsolmuş hava kabarcıklarının oluşmasına (emboli) engel olacaktır.
Zira, emboli oluşursa bu durum, su ve besin taşınmasına engel olacaktır.




4) Filizinizi hızlı ve nazikçe yetiştireceğiniz ortama yerleştirin.
Bu resimde klonlama süngeri kullanılmıştır.





Klon bitkinize minik nemli ve aşırı ışık almayacak bir sera oluşturun.

7-21 gün içerisinde kök gelişimi tamamlanmış ve yerine dikim yapılacak hale gelecektir.


22 Aralık 2016 Perşembe

HERŞEY KÖKLERLE İLGİLİ


Göz ardı edilse de; topraksız tarım aslında tamamen sağlıklı köklerle ilişkilendirilmelidir.

Köklerin temelde 3 ana görevi vardır;


  1. Suyu ve ve besinleri alarak yukarı taşımak (topraktan alıp yukarı taşımak demiyorum, çünkü işimiz topraksız teknoloji)
  2. Üretilen materyalleri depolamak
  3. Bitkiye yüzeyde dik durabilmesi için fiziksel destek sağlamak











A) SIVI TAŞINMASI SAĞLAYAN DAMAR
B) LATERAL KÖK
C) KILCAL KÖK
D) BÜYÜME ALANI
E) KÖK BAŞLIĞI










Su ve besinlerin absorbsiyonu, kök uçlarından kılcal köklere doğru meydana gelir. Bu kılcal kökler son derece zariftirler ve kök uçları ortam içerisine doğru geliştikçe genellikle ölürler. 
Köklerin suyu ve besinleri absorplamasına DİFÜZYON denir.
Bu proseste su ve oksijen kök yapısından geçerek hücre duvarlarındaki membranlara doğru hareket eder.
Buradaki en ilginç nokta şudur ki; aslında difuzyon iyonik seviyede gerçekleşir. Yani besin elementleri, yüklü parçacıkların elektriksel değiş tokuşuyla bitki tarafından alınır.
tam da bu nokta; topraksız tarımın doğal olmadığı ya da organik kalitede olmadığı yanılgısının tam yanıtıdır. ÇÜNKÜ BİTKİLER ORGANİK BESİNLERİ DOĞRUDAN KULLANAMAZLAR. BİTKİ GELİŞİMİ TAMAMEN HİDROPONİK METHOTLARA DAYANIR.

Yani kökler kaynağının ne olduğunu önemsemeksizin, sadece saf elementleri kullanılır. Elementlerin kaynağının ne olduğunun hiçbir önemi yoktur. Diğer bir deyişle kullandığınız besin organik olsa bile elementel forma bozunamıyorsa, bitkiniz bundan faydalanamaz. Ya da şöyle diyelim; ister organik ister inorganik formda  besin kullanın, bitkinin alabileceği form hep elementel, hep aynıdır. 
Yani, topraksız tarım yapay ya da sağlıksız değildir. 
Tam aksine topraksız tarım ortamı organik kompost ortamlardan daha sağlıklıdır ve daha üstün bir gelişim ortamı sağlar.

Ancak unutulmamalıdır ki, topraksız tarımın 1. kuralı sisteme vereceğiniz besleme çözeltisi ne kadar iyiyse alacağınız sonuç o derece iyi olacaktır.








Yandaki resimde;
sol tarafta 45 günlük, düşük kaliteli bir besin çözeltisinde yetişmiş salatalık kökleri görülmektedir.

Sağ tarafta ise 45 günlük, çok iyi kaliteli bir besin çözeltisinde yetişmiş salatalık kökleri görülmektedir













Bitki köklerini düşündüğümüzde aklımıza en son gelen şey oksijen olur, fakat sağlıklı kökler için oksijen çok önemlidir.
Oksijen köklerden absorplanır, büyüme için kullanılır ve dönüşte köklerden bu kez de  karbondioksit verilir.
Oksijen yetersizliğinde köklerde boğulma ve kök alanında zarar görmeye sebep olur. Bu da bitkinin en tepesine kadar etkisini gösterir.
Suyun durgun olması, köklerde boğulmaya neden olur; sonuç olarak köklerde ya dehidrasyon ya da ölme meydana gelir. Bu da demek oluyor ki bitkinin ölmesi eli kulağındadır.
Birçok çalışma göstermektedir ki, oksijenasyon, bitki gelişiminin tespit edilmesindeki major faktördür.
Bu bağlamda topraksız tarımda "aeroponik" yöntem kullanılarak, kök gelişiminde oksijenasyonun önemi temel alınarak, topraksız tarımla ürün gelişimi bir adım ileri taşınmış, maksimize edilmiş ve geliştirilmiştir. Hatta bu yöntemde kökler havada asılı durmaktadır. (Daha sonraki yazılarımda bu yöntemi daha detaylı anlatacağım)

Aeroponik yöntemde temelde; kökler %100 bağıl nem ile birlikte ışığa da maruz bırakılıyor. Oksijenasyon avantajının yanında dezavantaj olarak bu durum algea oluşumuna da sebep oluyor. Algea oluşumunu, köklerde, tesisatta ve konteynırlarda yeşil veya kahverengi balçık şeklinde görürsünüz. Bazı çalışmalar göstermektedir ki, ışığa maruz kalan kökler, kök yüzeylerindeki algea oluşumuna bağlı olarak zarar görmektedir. Algea, köklerden sonra, suda, besinde hatta oksijeninizde bile görünecektir. Güvende olmak isterseniz, sistemde opak konteynır ve parçalar kullanmalı, transparan parçalar kullanmaktan kaçınmalısınız. Koyu yeşil, koyu mavi ve siyah parçalar ışığı bloke etmekte oldukta iyidir.


Ayrıca unutulmamalıdır ki, kökler son derece narindir ve elle dokunulmamalıdır. Her zaman hemli tutulmalıdır. Bitkilerinizi çimlenmeden sonra yerlerine aktarırken nemini korumasına dikkat edin, aksi takdirde sebep olacağınız dehidrasyon ve kurumanın geri dönüşü olmayacaktır.
Sağlıklı ürün verimi için köklerinizi daima kontrol altında tutun, çünkü herşey köklerle ilgili...

























15 Şubat 2016 Pazartesi

MAKRO ELEMENTLERİN (AZOT, FOSFOR,POTASYUM ) BİTKİ GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİ

Eğer bitki yetiştirmekte başarılı olmak istiyorsanız, hele ki topraksız tarım gibi her elementin fonksiyonunun yansımasını çok net göreceğiniz bir teknikle çalışıyorsanız, her bir elementin nasıl etki ettiğini, eksikliginde, ya da fazlalığında nelere tanık olacağınızı bilmeniz gerekir.

Öncelikle MİNUMUM KANUNU'nu asla unutmamalısınız. Nedir bu kanun?
Bitkilerin büyümeleri, ihtiyaç duyduğu besin elementlerinden, toprakta en az bulunana bağlıdır.

Bu demek oluyor ki, pek çok ziraatçinin yaptığı gibi; toprak analiziniz elinizde olmadan, durmadan azot ve potasyumla gübreleme yapıyor olabilirsiniz, ancak toprakta fosfor çok az seviyedeyse, bitkininiz, verdiğiniz gübrenin, yalnızca fosfor miktarı kadar olan kısmını kullanacaktır.

Bunun neticesinde hem beklediğiniz verimi alamayacak, hem toprağı kirletmiş olacak, hem de maddi zarara uğramış olacaksınız.

Çok teknik detaya girmeden akılda kalıcı şekilde kısaca bu elementlere göz atalım.

AZOT

Oncelikle bitkiler icin azot neden bu kadar onemlidir?

Cunku azot;


  • Proteinleri olusturan amino asitlerin temel yapi tasidir
  • Genetik kodu tasiyan DNA'yi olusturan nukleik asitlerin bir komponentidir
  • Karbonhidrat olusumunun yani fotosentezin bir parcasi olan ayni zamanda bitkilere yesil rengini veren klorofilin de bir komponentidir


Genç bitkiler yaşlı bitkilere oranla daha çok azot içerir. Bitkide yeni hücrelerin oluşumu için azot gereklidir. Ayrıca azot fosfor ve potasyumun kullanılmasını da ayarlar.

Azot eksikliğinde;


  • Bitki büyümesi yavaşlar
  • Yapraklar koyu yeşil değil, açık yeşil renktedir
  • Yaşlı yapraklarda sararma ve vaktinden önce dökülmeler başlar
  • Kök gelişimi ve dallanması azalır
  • Yapraklar küçülür
  • Meyveler küçük olur
  • Bitki küçük kalır
  • Sürgün sayısı ve boyu azalır

Azot fazlalığında;

  • Yapraklar koyu yeşil olur
  • Bitkinin yeşil kısımlarında iyi gelişim
  • Zayıf kök gelişimi
  • Çiçeklerde ve meyvelerde dökülme








Yukarida topraksız tarımla yetiştirilen iki domates bitkisinden sağda olanında , azot eksikliği mevcuttur.


FOSFOR

Oncelikle bitkiler icin fosfor neden bu kadar onemlidir?

Cunku fosfor;


  • Pek çok biyokimyasal reksiyonda katalist görevi görür
  • DNA ve RNA'nın komponentidir
  • ATP' nin ise hayati komponentidir
Fosfor;
  • Kök gelişimini hızlandırır ve güçlendirir
  • Çiçek ve tohum oluşumunu geliştirir
  • Daha dengeli ve erken hasat imkanı sağlar
  • Ürün kalitesini arttırır
  • Hastalıklara karşı dayanıklılığı arttırır

fosfor  eksikliğinde;

öncelikle fosfor eksikliğini teşhis etmek azot ve potasyuma göre daha zordur. meyvede belirgin bir etkisi yoktur. yaşlı yapraklar genç yapraklardan daha önce etkilenir.

  • Bitki cılız kalır
  • Hasat gecikir
  • Yaprak gelişimi azalır ve erken dökülür
  • Kök ve gövde büyümesi geriler, çiçeklenme azalır
  • Domates bitkisinde, genç yaprakların altlarında morumsu renk görülürken, mısırda ise yaprak kenarlarında morumsu renk görünür





Yukarıdaki resimde mısır bitkisinde,fosfor eksikliği görülmektedir

fosfor fazlalığında;


  • Doğrudan potasyum fazlalığından olmasa da, potasyum fazlalılığında olan, bakır çinko gibi mikro elementlerin tutulmalarıyla ilgili sorunlar ortaya çıkar
  • yaprak kenarlarında önce sarı sonra kahverengi -kırmızı beneklenmeler ve dökülmeler görülür



POTASYUM

Oncelikle bitkiler icin potasyum neden bu kadar onemlidir?

Cunku potasyum;


  • Bitkide istikrarlı gelişim için gereklidir
  • Ürün verimini arttırır
  • Bitki gelişiminde görev yapan enzimleri geliştirir
  • Selülozu oluşturur
  • Fotosenteze yardım eder
  • Bitkinin protein içerğini arttırır
  • Tane ve yeterli meyve büyüklüğünü sağlar
  • Meyve sertliği ve dayanıklılığı sağlar
  • Su kullanım etkinliğini arttırır
  • Kuraklıkta, su stresine dayanımı arttırır


potasyum eksikliğinde;


  • Eksiklik önce yaşlı yapraklarda daha sonra genç yapraklarda kendini gösterir
  • Önce bitkinin en alttaki yapraklarında görülür dha sonra yukarılara doğru ilerler
  • Yaprak kenarlarında sararma görülür.
  • Meyve oluşumu yavaşlar
  • Kök  gelişimi zayıflar
  • Bitki susuzluğa, su stresine, yüksek ve düşük sıcaklıklara karşı daha dayanıksızdır.
  • Hastalıklara karşı daha dayanıksızdır

Yukarıdaki resimde potasyum eksikliği görülmektedir.


Potasyum fazlalığında;

  • Aşırı miktarları bitki tarafından  pek absorbe edilmemektedir fakat, yüksek miktarda olması, magnezyum, mangan, çinko ve demir  eksikliğine neden olmaktadır