kimyasal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kimyasal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2015 Çarşamba

NEDEN TOPRAKSIZ TARIM

Bir çok kişinin, " Memlekette bunca bereketli toprak varken, topraksız tarım da neymiş?" dediğini duyar gibiyim.

Bu yöntemde toprak yerine kimyasallar kulanıldığından, bu yöntemle yetişen ürünlerin çok sağlıksız ve yapay olduğu yanılgısına düşebilirsiniz. Ancak anlatacaklarımdan sonra, fikrinizin değişeceğini ümit ediyorum.

Öncelikle sertifikayla yapılan organik tarım ürünleri elbette ki en sağlıklı olanlardır. Bu tartışılmaz bir kabuldür. Bu ürünleri skalamızın en tepesini yereştirip, bu konuyu tartışma dışı bırakalım.

Böylece kıyaslamamızı topraksız tarım ve toprakta yapılan; gübre ve zirai ilaç kullanılan tarım arasında yapalım.

Şunu belirtmeden geçemeceğim ki, dünya üzerindeki insan nufusu hızla artıyor, kullanılabilir tarım arazisi ve temiz su kaynakları hızla azalıyor. Üstelik su kaynaklarının en büyük çoğunluğunu ise geleneksel yöntemlerle sulama yaptığımız tarım uygulamalarımızda kaybediyoruz.


Durum böyleyken topraksız tarım uygulamalarının artacak olması çok mantıklı görünüyor. Çünkü bu yöntemle yapmış olduğumuz,  aslında doğanın kendisinin bir simülasyonudur.











1. Topraksız tarımda kullandığımız kimyasallar, normal tarımda da kullandığımız gübrelerdir. Arada şöyle bir fark vardır. Topraksız tarımda gübreler kullanırız ve bitkinin bunun ne kadarını kullandığı biliriz. Gübreleri tarlada kullanırken, bitkinin ihtiyacı olandan çok daha fazlasını kullanmak durumunda kalırız. Bu da hem topraklarımız için zararlı, hem de bütçemiz açısından zararlıdır.

2. Topraksız tarımda kullandığımız su miktarı normal tarıma oranla cok cok cok daha azdir. Ustelik kullanilan suyu geri donusturerek bir kismini yeniden kullanmak mümkündür.

3. Minimum yer,  minimum su,  ve minimum  besinle maksimum verim alacaginiz bir yontemdir.


4. Besin kaynakli problemleri kontrol etmeniz mümkün olduğundan ürün kalitesi cok daha yüksektir.


5. Toprak olmadığından; toprak kaynaklı hastalıklarla karşılaşmazsınız.


6. Çapalama gibi isçilik maliyetlerinden kurtulmuş olursunuz.


7. Tum bunlarin etkisiyle veriminiz teorikte 5 kat daha yuksektir. Bu da demek oluyor ki, çok daha küçük arazilerden, cok daha büyük araziniz varmis gibi verim alabilir,Ya da ayni miktar arazide veriminizi cok daha arttirabilirsiniz.


8. Tum besin verileri kontrol altina alinip, bilinmeyen parametreler azaldigindan hastaliklarla mücadele daha kolay ve cok daha az zirai ilacla kontrolu mümkündür.


9.  Dezavantajmis gorunenler ise ilk yatirim maliyetinizin yuksek olmasi ve yetişmiş teknik insanlara ihtiyacınızın olmasıdır.



Üzerinde çalışmaya değer bence...

14 Aralık 2015 Pazartesi

SERADA KÜÇÜK ÖLÇEKLİ TOPRAKSIZ TARIM DOMATES ÜRETİMİ (Small-scale hydroponic tomato production in greenhouse)



Bu yazımda genel hatlarıyla, pilot tesis topraksız tarım domates üretim çalışmalarımı paylaşmak istiyorum.

Pek çok ülkede uzun yıllardır yapılan bu yüksek teknoloji tarım uygulaması ülkemizde çok yakın zamanlarda kullanılmaya başlandı. Bu sebeple literatür taramasını ancak ingilizce siteler ve kitaplardan yapabildim. Uygulamaya geçmek ise bilgi edinmekten çok daha zor oldu. 


Bunun nedenlerinden biri literatürlerde rastladığınız çözelti formulasyonlarındaki bazı kimyasalların türkiyede pek yaygın kullanılmıyor olması,ikincisi ise bu kimyasallara ulaşsanız bile ihtiyacınız olan gramlarda satın almanızın neredeyse imkansız olması. 


Bu konuda araştırma yaparken, avrupa ve amerikada pek çok kişinin hobi olarak bu iş ile uğraştığını görebilirsiniz, çünkü pek çok ülkede bu kimyasalların kulllanıma hazır (ready to use nutrient solutions)solüsyonları satılıyor.


Aslında kullanıma hazır solüsyonların hobi amaçlı olarak çok pratik olduğunu düşünsem de, bu alanda çalışmak ve araştırmak isteyenler için kendi çözeltilerini hazırlamalarının, yapacakları çalışma ve gözlemler için gerekli olduğunu düşünüyorum.


Bu işe öncelikle doğru çözelti formulasyonu ile başlamak çok önemli. formulasyonda değişiklikler yapılmış ise bu değişiklikleri çok iyi hesaplamalarla desteklemek gerekiyor. ben de bulamadığım kimyasallar yerine daha ulaşılabilir kimyasallar ile hesaplamalarımı yeniden yaparak değişiklikler yaptım.


Bir küçük tavsiyede bulmak gerekirse, yeni başlayanlar için domates üretmeyi seçmek çok riskli çünkü; domates bitkisi, vegatatif gelişme,çiçeklenme  ve meyve dönemi olan, hasat süresi uzun, üstelik sıcaklık ve nemden kolay etkilenen, hastalık riski yüksek hassas bir bitkidir.


Bunun yerine yeni başlayanların marul gibi sadece vegatatif evrenin son üründe etkili olduğu, soğuğa sıcağa daha dayanıklı, hasat süresi kısa, hastalık çeşidi nispeten daha az olan bir bitki ile başlamalarının çok daha uygun olduğunu düşünüyorum, ki ben de ilk başladığımda marul ile denemeler yapmıştım.


İlk önce bu çalışmamda seçtiğim domates tohumu cinslerini sizinle paylaşmak isterim:


Bauhausdan satın aldığım aşağıdaki çeşitlerle deneme gerçekleştirdim.


1. 770 VILMORIN DEPUIS 1743 KOKTEYL SALKIM DOMATES

2. 767 VILMORIN DEPUIS 1743 KOKTEYL SALKIM DOMATES




Fidelerimi yanda göründüğü üzere topraksız ortamda yetiştirdim.


Yetiştirme ortamı olarak ise perlit kullandım. perlit kullanmamdaki ana neden ise böyle küçük ölçekli bir çalışma için en ulaşılabilir ve en ucuz materyal olmasıydı. 

Fideleri seradaki yerlerine aktarırken de, yetiştirme ortamı olarak perlit kullandım.

Ucunda hava taşının bağlı olduğu Küçük bir hava motoru ile fidelerin bulunduğu kaba devamlı olarak oksijen takviyesi yaptım.







Serada kullandığım sistemi ise tamamen en ucuz , en pratik malzemelerle tasarlayarak hazırladık. Her bir kovaya oksijen desteği sağlayacak akvaryum hava boruları döşedik ve uçlarına hava taşları yerleştirdik.Fide yetiştime ortamından kullandığım hava motorundan farklı olarak, burada her kovaya hava basmaya yetecek güçte daha büyük bir hava motoru kullandık.


Sistemi seraya yerleştirdik sonra, kovaları daha önceden hazırladığım, içerinde bitkimizin ilk meyvesini verene kadar büyümesini destekleyecek kimyasal oranda olan, çözeltiyle doldurduk ve fidelerimizi ektik.  İlk meyveyi verene kadar iki kere kovalardaki çözeltimizi değiştirdik. İlk meyveyi gördükten sonra ise, meyve gelişimini destekleyecek bir başka çözelti ile kovaları doldurduk. 


bu çözeltilerin içeriği ise bir başka yazımın konusu olacak...






Sonuçlar bizi çok çok çok mutlu etti. 


Büyüme ve gelişme, çiçeklenme, meyve verme ve hasat olması gerektiği gibi gerçekleşti. Bu mutluluk resimlerini de sizinle paylaşmak istedim.