25 Kasım 2016 Cuma

KAYNAKLARIMIZ TAMAMEN TÜKENMEDEN

Dünya üzerinde yaşananan açlık sıkıntısının her ne kadar kaynakların yetersizliğinden değil de, sosyal bir problem olduğuna inansam da, bu sosyal problemin çözüleceğine dair inancım git gide zayıflıyor.

Dünyadaki milyonlarca kişi açlıktan ve su yetersizliğinin sebep olduğu bir çok nedenden hayatını kaybederken, birilerinin dünyanın diğer ucunda tüm bunlardan habersizmişcesine arsızca dünyayı kemirmeleri ne kadar da ironik...

Ama mademki bu sosyal problemi yüzyıllardır çözemiyoruz, o halde yeni tarım  teknolojileriyle, az kaynakla verimli ve yüksek üretim yapmayı öğrenmek zorundayız. Hatta bu konuda yasal yaptırımlar oluşturulmasını, uygulanmasını ve denetlenmesini desteklemeliyiz.

Bizim ülke olarak bu konuda çok geri kalmış olmamızın en belirgin sebebi, verimli toprak ve temiz su kaynaklarımızın çok fazla olması. Her zaman yetersizlikler insanı daha yaratıcı ve üretken olmaya zorlar. Bu şartlarda ne yazikki itici gücümüz yok.

Oysaki Hollanda gibi kullanılabilir tarım arazisi çok az olan, ya da İsrail gibi çok kısıtlı suyla üretim yapmaya çalışıyor olsaydık şimdiye kadar çoktan önlemimizi almış olacaktık.

Holllanda bu alanda en büyük başarıları elde eden ülkelerden biri. Konya büyüklüğünde tarım arazisiyle dünyada kendinden bahsettirecek bir yer edinmiş durumda. Tarımda inovatif bir yaklaşımla, belkide ülkelerin en ilkel ve yatırımsız sektöründen, imrendiren uygulamalara imza atmış durumdalar
Neden biz de ülke olarak ismimizden söz ettiremeyelim.Bir daha düşünün...








20 Nisan 2016 Çarşamba

TOPRAKSIZ TARIMLA MARUL YETİŞTİRİCİLİĞİ

Bu yazımda, topraksız tarımla marul yetiştirmek isteyenlere ışık tutacağını düşündüğüm, ana  kaynak olarak Dr Howard Resh internet sitesini baz aldığım ve derlediğim bu yazımı paylaşmak istiyorum

Gerçekten bu konuyla ilgiliyseniz, göz gezdirmeyin, tamamını okuyun. Çünkü ben en rahat anlaşılır forma sokmak için elimden geleni yaptım.

Mevcut formülasyon hesaplamalarını matematiksel olarak tek tek yazmayacağım ancak, uzun çalışmalarım sonucu hesaplayıp zirai marketlerden daha kolay ulaşılabileceğiniz kimyasallara göre ayarladığım formüllerimi sizlerle paylaşacağım. 


Topraksız tarımla marul yetiştirmeye karar verdiğinizde ilk dikkat etmeniz gereken husus marul çeşidinin seçimi olmalıdır.


Marul cinsinizi seçerken aşağıdaki etmenler çok önemlidir;



  • Yetiştireceğiniz Mevsim
  • İklim
  • Sıcaklık
  • Işık Durumunuz
  • Potansiyel Hastalık Riskleri
  • Pazarınız
Bunları gözardı ederseniz bütün emekleriniz çöpe gidebilir. Sabırlı olun ve adım adım adım ilerleyin.

En temel bilmeniz gereken ise; iceberg gibi sert ve sıkı kafalı değil cinsleri değil, yumuşak kafalı cinsleri seçmelisiniz

Seçeceğiniz cins "bibb type" diye adlandırılan cinslerden biri olmalıdır. Aşağıdaki resimde bunun örneğini görebilirsiniz. 



 "Bibb type" Marul

BİBB TYPE DEDİĞİMİZ BU CİNSLERE BİRKAÇ ÖRNEK VERİP, TÜR ÖZELLİKLERİNDEN BAHSETMEK İSTİYORUM Kİ SEÇİM YAPARKEN ALTERNATİFİNİZ OLSUN



  • DECIMINOR
  • OSTINATA
  • SALINA
  • VEGAS
  • REX

Ender de olsa, ilginç yaprak biçimli türler de yetiştirilebilir. Siz de bunlardan yetiştirme şartlarınıza uygun olanlarından seçip işinize görsellik ve fark katabilirsiniz. bu cinslere birkaç örnek vereceğim ;

  • Oak Leaf (Meşe yapraklı)
  • Lola Rosa
  • Brunia
  • Ruby
  • Red Sails
  • New Red Fire
  • Frekles Red Romaine
  • Paris Island-Green romaine

OAK LEAF (MEŞE YAPRAK)


LOLA ROSSA




BRUNIA




RUBY


RED SAILS


NEW RED FIRE


FREKLES RED ROMAINE


PARIS-ISLAND GREEN ROMAIN

MARUL YETİŞTİRİRKEN NELERİ UNUTMAMALIYIM?
  • Marul soğuk sezon bitkisidir. Sıcaklık 26-29 C'yi aşarsa tohuma kalkar ve pazar değerini yitirir
  • Köklere yeterli miktarda oksijen gitmesi hayati önem taşır
  • Kullanacağınız çözeltinin EC'si yüksek olmamalıdır, yani düşük konsantrasyonlu çözeltiler kullanmalısınız
  • Marul bitkisinin günlük 16 saat gün ışığına ihtiyacı vardır
  • Marul bitkisinde yaşayacağınız en kötü hastalık mantar kaynaklı, kök ve gövde çürüklüğüne neden olan "pythium" olacaktır
  • Marulda söz konusu olduğunda pek çok haşarat baş belası olabilir. Ancak kullandığınız besin çözeltindeki hata ve eksikliklerden kaynaklı yaşayacağınız en büyük sorun "uç yanması/tip burn" sorunu olacaktır. Bunun 3 olası nedeni olabilir
  1. Yapraklarda aşırı su kaybı var ve aynı zamanda kökler yeterli miktarda su alıp taşıyamıyorsa
  2. Bağıl nem %70'in üzerine çıkmışsa (ki bağıl nemi %60'ın altında tutarak bu sorunu halledebilirsiniz)
  3. Düşük miktarda kalsiyum beslemesi varsa
  • "Tohuma kalkma"  sorununun nedeni sıcaklık olduğundan, sıcak bir bölgede yaşıyorsanız (29-32 C) raft culture sistem dediğimiz, yüzdürmeli yöntemi seçmeniz ve besin çözelti suyunu 21 C'ye düşürmeniz, tohuma kalkma hızınızı yavaşlatacaktır.

Raft culture sistem (Yüzdürmeli sistem)


YETİŞTİRME ORTAMI 

  • Yetiştirme ortamı olarak kaya yünü ya da perlit seçebilirsiniz. perliti ya da kaya yününü ıslattıktan sonra ekim yapabilirsiniz.

TOHUM ÇİMLENMDİRME FİDE VE FİDELER YERLERİNE ALINDIKTAN SONRA
  • Çimlenmeden önceki 1-2 gün tohumlar 4.5 C de tutulur
    • Tohumların ekilecekleri ortam 0,5 ms EC değerindeki besin çözeltisi ile ıslatılır ve tohumlar ekilir 
    • Tohumlar çatlayıp çimlenme gerçekleştikten sonra fidelerin yerine alınmasına kadar geçen süredir. Bu dönem 12-18 gün sürer ve bitki 2-3 yapraklı hale gelene kadar devam eder. Fide döneminde;
    1. Gündüz sıcaklığı 18-21 C
    2. Gece sıcaklığı 13-16 C
    3. CO2 miktarı gün boyu 1000 ppm olmadır
    4. Optimum pH 5.5-6.0 arasında olmalıdır
    5. Besin çözeltisi EC değeri  1,5 ms(1-2,3) olmalıdır. Güneşli günlerde daha düşük EC değerinde besin çözeltisi kullanılmalıdır.
    6. Nem %60-70 olmalıdır
    • Fideler yerlerine alınırken son derece steril olunmalı, pythium gibi mantar hastalıkların karşı önlem alınmalıdır. Bu işlem öğleden sonra, bitkinin yoğun güneş ışığı altında strese girmeyeceği ortamda yapılmalıdır
    • Fideler yerine alındıktan sonra olgunlaşma dönemi dediğimiz, hasata kadar sürecek dönem başlar. Bu dönem 28-32 gün sürer. Ve toplamda 40-48 gün içerisinde hasat olması beklenir. Bu süre seçeceğiniz cins, sıcaklık, ışık durumunuza göre değişkenlik gösterecektir
    BESİN ÇÖZELTİSİ HAKKINDA

    • Besin çözeltisi her yetiştirme ortamına uygun olacak şekilde modifiye edilmelidir. 
    • Örneğin yüksek güneş ışığı ve uzun günlerin yaşandığı yaz aylarında bitkiler yüksek azot içeren besleme çözeltisi ile daha hızlı büyümeye zorlanabilirler
    • Ama düşük ışık seviyesi olan zamanlarda potasyum ve azot miktarı düşürülmelidir.
    • Fide döneminde kullanılacak olan düşük EC değerinde besin çözeltisi hazırlarken  olgunlaşma döneminde gerekli olan makro elementlerin yarım konsantrasyonlarını, mikro elementlerin ise gerekli olan tamamını kullanarak elde etmeye çalışın
    • olgunlaşma döneminde ise tam konsantrasyonları alın
    BESİN ÇÖZELİSİNDE KULLANILAN ELEMENTLERİN PPM DEĞERLERİ

    ELEMENT SEMBOL KONSANTRASYON (PPM YANİ GR/1000 LT)



    Kalsiyum Ca 180-200
    Magnezyum Mg 40-50
    Potasyum K 210
    Fosfor p 50
    Amonyum Azotu N 15
    Nitrat Azotu N 165
    Demir Fe 3-5
    Mangan Mn 0,5
    Bakır Cu 0,1
    Çinko Zn 0,1
    Bor B 0,5
    Molibdat Mo 0,05

    OPTIMUM pH 5.5-5.8
    OPTIMUM EC 1,5-2,0 ms

    KAYNAK FORMULASYON MİKTAR GR/1000 LT



    Kalsiyum Nitrat Ca(NO3)2.4H2O 1000
    Magnezyum Sülfat MgSO4.7H2O 512,5
    Potasyum Nitrat KNO3 288
    Mono Amonyum Fosfat (MAP) NH4H2PO4 185,5
    Potasyum Sülfat K2SO4 220
    Borik Asit H3BO3 2,86
    Çinko Sülfat ZnSO4.7H2O 0,44
    Bakır Sülfat CuSO4.5H2O 0,39
    Amonyum Molibdat (NH4)6.Mo7O24.4H2O 0,1
    Manganez Sülfat MnSO4.4H2O 2,03

    MnSO4.H2O 1,54

    DEMİR ŞELAT İÇİN

    KAYNAK MİKTAR GR/1000 LT


    Demir Sülfat 25
    azırTriplex (III) NaEDTA 50

    Dikkat: Şelatlanmış demir hazırlama kurallarını daha önce topraksız tarımla domates üretimine ait formulasyonları verdiğim yazımda değinmiştim. Aynısı burada da geçerlidir.

    Sorularınız için benimle iletişime geçebilirsiniz...

    30 Mart 2016 Çarşamba

    DEMİR VE MİKRO ELEMENTLERİN BİTKİ GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİ

    DEMİR

    DEMİR EKSİKLİĞİNDE

    • Bitkilerdeki demir eksikliğinin en belirgin belirtisi yaprak damarları yeşil kalmak koşuluyla, yaprağın diğer kısımlarının sararmasıdır. Aşağıdaki resimlerde bunu net bir şekilde görebilirsiniz
    • Bazı bitkilerin yapraklarında kahverengi nekrozlar görülebilir
    • Çok şiddetli eksiklerde yaprak damarlarında da sararma, hatta yeni çıkan yapraklarda hiç klorofil olmadığından beyaz olması söz konusu olabilir
    • Magnezyum eksikliğiyle karıştırmamamanın püf noktası ise; magnezyum eksiliğinin yaşlı yapraklada, demir eksikliğinin ise genç yapraklarda sürgün uçlarında görülmesidir




    DEMİR FAZLALIĞINDA
    • Demir fazlalığı pek görülen bir durum değildir ancak; bazı bitkiler köklerinden asit salgılayarak toprağın PH'ını düşürürler ve demirin fazla emilmesine yol açarlar
    • Böyle durumlarda yaprakların rengi bronza döner ve noktalı bir hal alır. Aşağıdaki resimlerde demir fazlalığının bitki yaprakları üzerine etkisi göreilirsiniz
    nutrients-iron-toxicity

    iron-toxicity-1


    ÇİNKO

    ÇİNKO EKSİKLİĞİNDE

    • Bitkilerde çinko eksikliği yapraklar arası kloroz şeklinde görülür. Damarlar yeşil kalırken, damar araları sarıya hatta beyaza döner
    • Çinko eksikliği yaşlı yapraklarda kendini gösterir
    • Yapraklar seyrekleşir, tomurcuklar sayısı azalır veya tamamen yok olur, bazı tomurcuklar açılmadan kalır
    • Meyve agaclarındaki tipik belirtisi ise daralmış küçük yapraklar ve rozet oluşumudur
    • Aşağıdaki bitki yapraklarında çinko eksikliği görülmektedir




    ÇİNKO FAZLALIĞINDA

    • Bitkilerde çinko fazlalığı büyüyemeyen kıvrılan genç yapraklara ve  kloroza  daha sonra da bitkinin ölümüne sebep olur
    • Aşağıdaki resimde, sol taraftaki yapraklar normal seviyede çinko varlığında gelişen yapraklar, sağ taraftakiler ise aşırı miktarda çinko durumunda gelişen yapraklardır




    BAKIR


    BAKIR EKSİKLİĞİNDE
    • Bitkilerdeki bakır eksikliği pek görülmemekle birlikte, görüldüğünde genç yapraklarda kendini gösterir
    • Bu yapraklarada grimsi yeşil renk hatta beyazlaşma ve solma görülür
    • Meyve ağaçlarında dalların uç kısımlarında kurumalar olur
    • Tahıllarda yaprak uçları beyazlaşır, yaprak küçülür, eksiklik sürekli olursa başak oluşmaz
    • Genaratif gelişimi vegatatif gelişime göre daha çok etkiler
    • şağıdaki resimlerde bitki yapraklarında bakır eksikliğinin etkileri görülmektedir


    BAKIR FAZLALIĞINDA
    • Bitkilerdeki bakır fazlalığı klorozo neden olur, bitki yaprakları önce açık yeşil sonra kahverengiye döner ve bu yapraklar daha sonra dökülür
    • Ayrıca molibden alımını olumsuz etkiler
    • Aşağıdaki resimlerde bakır fazlalığının bitki yarakları üzerine etkisi görülmektedir




    BOR


    BOR EKSİKLİĞİNDE
    • Bor eksikliği kendini bitkinin genç kısımlarımda özellikle çiçeklerde gösterir
    • Bitkinin büyüme noktalarında duraklama, uç büyüme noktalarında ve çiçeklerde zararlar meydana gelir,tohum oluşumunda aksamalar görülür
    • Yapraklarda violetleşme ve şekilsel bozukluklar oluşur
    • Meyve ve yumru içlerinde kahverengileşme oluşur
    • Aşağıdaki resimlerde bor eksikliğinin etkileri görülmektedir


    BOR FAZLALIĞINDA
    • Yaprak kenarları kıvrılır ve ölür
    • Aşağıdaki resimde bor fazlalığının bitki yaprakları üzerindeki etkisi görülmekedir

    MANGANEZ


    MANGANEZ EKSİKLİĞİNDE
    • Yapraklarda kahverengi lekeler ve dökülmeler görülür
    • Tahıllarda yapraklarda beyaz gri lekelenmeler ve kloroz oluşumu
    • Aşağıdaki resimlerde mangan etkisinin bitki yaprakları üzerine etkisi görülmektedir


    MANGANEZ FAZLALIĞINDA
    • Manganez fazlalığı demir eksikliğine neden olur
    • Demir eksikliğinde görülen semptomlar görülür
    • Aşağıdaki resimlerde manganez eksiliğinin bitki gelişimine etkileri görülmektedir



    MOLİBDEN



    MOLİBDEN EKSİKLİĞİNDE

    • Eksikliğinde toprak kaynaklı hastalıklar bitkide daha kolay ilerler
    • Şiddetli sararma ve cüceleşme görülür
    • Çiçekler solar, bitki boysuzlaşır
    • Klorofil miktarı azalır, gelişme zayıflar
    • Aşağıdaki resimlerde molibden eksikliğinin etkileri görülmektedir

     



    MOLİBDEN FAZLALIĞINDA
    • Pek görülen bir durum değildir

    9 Mart 2016 Çarşamba

    İKİNCİL ELEMENTLERİN (KALSİYUM, MAGNEZYUM, KÜKÜRT) BİTKİ GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİ


    Makro elementlerden sonra ikincil elementlerin de bitki gelişimi üzerine etkisini inceleyelim...



    KALSİYUM 


    Kalsiyumun  bitkilerde taşınması pasif olarak gerçekleşir ve enerji gerektirmez. Ksilem yani odun borularıyla suyla birlikte taşınır. Doğrudan terleme hızıyla orantılıdır. Bundan dolayı, yüksek nem, soğuk ve düşük terleme hızı kalsiyum eksikliğine sebep olabilir. Tuzluluğun artması da suyun taşınmasını azaltacağından, kalsiyum eksikliğine sebep olabilir.

    Kalsiyum eksikliği ilk önce genç yapraklar ve meyvelerde kendini gösterir çünkü buralarda terleme hızı çok düşüktür.

    Öncelikle bitkiler için kalsiyum neden bu kadar önemlidir?


    Çünkü Kalsiyum;


    • Diğer elementlerle birlikte metabolik proseslere katılır
    • Enzimatik ve hormanal proseslere katılır
    • Hücre duvarı kalınlığı ve dayanıklılığını artırır
    • Isı stresine karşılık bitkiyi korur
    • Protein oluşumunda rol oynayan nitratların indirgenmesini sağlar
    • Hücre duvarı dayanıklılığını arttırararak bitkiyi hastalıklara karşı korur
    • Yüksek kalite meyve veriminde hayati rol oynar

    Bitkide Kalsiyum Eksikliğine Nasıl Meydana Gelir ?

    •  Ya topraktaki düşük kalsiyum nedeniyle ya da su stresine bağlı olarak terleme hızının düşmesiyle kalsiyumun yeterli miktarda taşınamamasıyla meydana gelir 
    • Yani bitkinizin üzerinde kalsiyum eksikliği görmenizdeki tek neden topraktaki kalsiyum eksikliği olmayabilir
    • Örneğin seradaki çok yüksek nem oranı terleme hızını tamamen düşürmüş ve kalsiyumun taşınamamasına sebep olmuş olabilir

    Kalsiyum Eksikliğinde;

    • Genç yapraklarda kıvrılma ve deformasyon oluşur
    • Yaprak uçlarında yanma görülür
    • Düşük gelişme olur
    • Meyvede hasar meydana gelir
    calcium-deficiency.jpg

    Calcium-deficient-leaves.jpg




    Yukarıdaki resimlerde domates bitkilerin  yaprak ve meyvelerinde kalsiyum eksikliğinin etkileri görülmektedir.


    Kalsiyum Fazlalığında;



    • Demir manganez ve bor gibi mikro elementlerin emilimini azalır ve bu elementlerin eksikliklerinin yol açtığı semptomlar ortaya çıkar

    MAGNEZYUM


    Öncelikle bitkiler için magnezyum neden bu kadar önemlidir?


    Çünkü Magnezyum;

    • Klorofil atomunun merkezinde bulunur
    • Klorofilin güneş enerjisini tutmasına imkan tanır ve fotosentez için gereklidir
    • Yaprakların yeşil rengini alması için gereklidir
    • Karbonhidrat metabolizmasında ve hücre membran stabilizasyonunda kullanılır

    Magnezyum Eksikliğinde;



    • İlk önce yaşlı yapraklarda klorofil eksikliği görülür ve daha sonra genç yapraklara doğru ilerler
    • Yaprak damarları aralarında sararmalar görülür
    • Fotosentetik ve enzimatik aktivitelerde düşüş görülür
    • Uzun süren magnezyum eksikliklerinde yaşlı yapraklarda nekroz ve dökülmeler görülür
    • Küçük ve odunsu meyve oluşur




    Yukarıdaki bitkilerde, magnezyum eksikliğinin etkileri görülmektedir


    Magnezyum Fazlalığında;

    • Biraz fazla olması sorun yaratmaz  ancak aşırı yüksek olursa kalsiyumun taşınmasını inhibe eder ve aşırı tuzlu ortamdaymış gibi gelişim olmasına sebep olur, çok koyu renkli vegatatif gelişim ve kavruk büyüme görülür



      KÜKÜRT

      Öncelikle bitkiler için kükürt neden bu kadar önemlidir?


      Çünkü Kükürt;

      • Bazı aminoasitlerin ve koenzimlerin yapısında bulunur
      • Protein sentezinde rol oynar


      Kükürt Eksikliğinde;



      • Azot eksikliğine benzer belirtiler meydana gelir, ancak kükürt eksikliğinde hassas olan genç yapraklardır
      • Yapraklar açık yeşil ya da uçuk sarı renkte olur


      Yukarıdaki resimde sağlıklı bir bitkinin yanına kükürt eksikliği görülen bir bitki yerleştirilmiştir.

      Kükürt  Fazlalığında;

      • Yapraklar beyazımsı yeşil renk alır
      • Yaşlı yapraklarda kırmızı mor benekler oluşur



      17 Şubat 2016 Çarşamba

      İLGİNÇ KONULARLA-STEVYA BİTKİSİ

      Bilim ve Teknik Dergisinin Şubat sayısında yer verdiği ve ilginç bulduğum stevya bitkisiyle ilgili makaladen ufak bir derlemeye yer vermek istedim.

      NEDEN STEVYA

      Dünya çapında şeker kamışı ve şeker pancarı endüstrisindeki gelişmelerin neticesinde, yüksek kalorili sofra şekeri tüketimi artışının sonucuyla; diyabet, kalp-damar hastalıkları, obezite arttı. İnsanlık çareyi, kalorisiz sentetik tatlandırıcılarda aradı ama bunların da sağlığa zararlı etkileri olduğu düşüncesi, karamsarlık yarattı. 




      Anavatanı Paraguay ve Brezilya olan stevya bitkisi sanki tüm bu tartışmayı noktalayacak gibi görünüyor. 


      Bunun nedeni; 


      • Kurutulmuş stevya yaprakları sofra şekerinden %40 daha tatlı
      • Özütü alınıp granüle hale getirildiğinde ise aynı miktar sofra şekerinden 300 kat daha tatlı
      • Toksik değil
      • Mayalayıcı değil
      • Lezzet arttırıcı
      • %100 doğal
      • Diş çürüğüne sebep olmuyor
      • Çocuklarda tatlı bağımlılığı yapmıyor
      • Yüksek ısıda pişirilebiliyor
      • Raf ömrü uzun 
      • Rengi beyaz olduğundan,şeker pancarı gibi beyazlatmak için kimyasal işlemden geçmesi gerekmiyor
      • Diğer tatlandırıcılarla karıştırılıp ,bunların zararırını azaltmaya imkan tanıyor
      • Aynı zamanda zengin vitamin ve mineral kaynağı 
      • En önemlisi ise içeriğinde en yüksek oranda bulunan stevyosid bileşinin yapısındaki beta glikozidik bağlar, mide ve bağırsak enzimleri tarafından parçalanamıyor, sadece bağırsak bakterileri tarafından parçalanabiliyor ve bağırsaklarda emilmiyor. Dolayısıyla diyabet ve fenilketonüri hastaları ve zayıflamak isteyenler için güvenli
      YETİŞTİRME ŞARTLARI

      Türkiyede endüstriyel olarak bu bitkinin üretime girmesi ne kadar zamanda yaygınlaşır, ya da yaygınlaşır mı bilinmez ama bu bitkiyi yetiştirmek isteyenler için faydalı olduğunu düşündüğüm bilgileri paylaşmak istiyorum.



      1. Stevya tohumdan, doku kültüründen ve çelikten üretilibiliyor
      2. Bitkinin tat oranı fidandan fidana değişiklik gösterdiğinden, doku alırken ve çelikleme yapılırken şeker yoğunluğu yüksek fidanlar seçilmesi öneriliyor
      3. Baharda don tehlikesi geçtikten sonra ekilebiliyor
      4. Organik maddelerce zengin, suyun göllenmeyen akıp gittiği toprağı seviyor
      5. Balçıklı ve tuzlu topraklardan hoşlanmıyor
      6. Kuraklık direnci düşük olduğundan, damla sulama yöntemiyle sürekli nemli tutulması öneriliyor
      7. Besleyici kökleri toprak yüzeyine yakın olduğundan, sulamanın sık ve sığ tabakada olması öneriliyor

      TÜRKİYEDE STEVYA


      • Türkiye'de stevya üretimi 2009 yılında Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde başladı
      • Başarılı olunca 2012'de Burhaniye, Söke ve Turgutlu'da deneme üretimi başlatıldı
      • 2012 de ÇAYKUR da Rize ve çevresinde yetiştirme ve ar-ge çalışmalarına başlayınca, 30 Haziran 2013 de resmi gazetede yayımlanan Türk Gıda Koteksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği ile Türkiye'de tatlandırıcı olarak kullanılmasına izin verildi

      ÇAYKUR ve STEVYA 



      • Stevya çay ile aynı havzada yetiştirilibiliyor
      • Arjantinden fidanlar getirilp stevya bahçesi kurulmuş ve üçüncü yılın sonunda yüksek verimle başarılı sonuçlar elde edilmiş
      • Dönüm başına 4-4.5 ton verim elde edilmiş
      • Mart ayında ekilmesi gerekiyor
      • Çay gibi hasat için 3-4 yıl beklemek gerekmiyor, aynı yıl hasat yapılabiliyor
      DÜNYADA STEVYA

      • Üretim lideri Çin
      • Tüketim lideri Japonya. Çünkü Japoların şeker mevzuatında, zararını azaltmak için şekere % 15 oranında stevya katmak zorunlu

      Beslenme şeklinin  git gide önemsendiği Türkiye'de de stevyanın yakın gelecekte kendine yer bulacağından eminim...

      15 Şubat 2016 Pazartesi

      MAKRO ELEMENTLERİN (AZOT, FOSFOR,POTASYUM ) BİTKİ GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİ

      Eğer bitki yetiştirmekte başarılı olmak istiyorsanız, hele ki topraksız tarım gibi her elementin fonksiyonunun yansımasını çok net göreceğiniz bir teknikle çalışıyorsanız, her bir elementin nasıl etki ettiğini, eksikliginde, ya da fazlalığında nelere tanık olacağınızı bilmeniz gerekir.

      Öncelikle MİNUMUM KANUNU'nu asla unutmamalısınız. Nedir bu kanun?
      Bitkilerin büyümeleri, ihtiyaç duyduğu besin elementlerinden, toprakta en az bulunana bağlıdır.

      Bu demek oluyor ki, pek çok ziraatçinin yaptığı gibi; toprak analiziniz elinizde olmadan, durmadan azot ve potasyumla gübreleme yapıyor olabilirsiniz, ancak toprakta fosfor çok az seviyedeyse, bitkininiz, verdiğiniz gübrenin, yalnızca fosfor miktarı kadar olan kısmını kullanacaktır.

      Bunun neticesinde hem beklediğiniz verimi alamayacak, hem toprağı kirletmiş olacak, hem de maddi zarara uğramış olacaksınız.

      Çok teknik detaya girmeden akılda kalıcı şekilde kısaca bu elementlere göz atalım.

      AZOT

      Oncelikle bitkiler icin azot neden bu kadar onemlidir?

      Cunku azot;


      • Proteinleri olusturan amino asitlerin temel yapi tasidir
      • Genetik kodu tasiyan DNA'yi olusturan nukleik asitlerin bir komponentidir
      • Karbonhidrat olusumunun yani fotosentezin bir parcasi olan ayni zamanda bitkilere yesil rengini veren klorofilin de bir komponentidir


      Genç bitkiler yaşlı bitkilere oranla daha çok azot içerir. Bitkide yeni hücrelerin oluşumu için azot gereklidir. Ayrıca azot fosfor ve potasyumun kullanılmasını da ayarlar.

      Azot eksikliğinde;


      • Bitki büyümesi yavaşlar
      • Yapraklar koyu yeşil değil, açık yeşil renktedir
      • Yaşlı yapraklarda sararma ve vaktinden önce dökülmeler başlar
      • Kök gelişimi ve dallanması azalır
      • Yapraklar küçülür
      • Meyveler küçük olur
      • Bitki küçük kalır
      • Sürgün sayısı ve boyu azalır

      Azot fazlalığında;

      • Yapraklar koyu yeşil olur
      • Bitkinin yeşil kısımlarında iyi gelişim
      • Zayıf kök gelişimi
      • Çiçeklerde ve meyvelerde dökülme








      Yukarida topraksız tarımla yetiştirilen iki domates bitkisinden sağda olanında , azot eksikliği mevcuttur.


      FOSFOR

      Oncelikle bitkiler icin fosfor neden bu kadar onemlidir?

      Cunku fosfor;


      • Pek çok biyokimyasal reksiyonda katalist görevi görür
      • DNA ve RNA'nın komponentidir
      • ATP' nin ise hayati komponentidir
      Fosfor;
      • Kök gelişimini hızlandırır ve güçlendirir
      • Çiçek ve tohum oluşumunu geliştirir
      • Daha dengeli ve erken hasat imkanı sağlar
      • Ürün kalitesini arttırır
      • Hastalıklara karşı dayanıklılığı arttırır

      fosfor  eksikliğinde;

      öncelikle fosfor eksikliğini teşhis etmek azot ve potasyuma göre daha zordur. meyvede belirgin bir etkisi yoktur. yaşlı yapraklar genç yapraklardan daha önce etkilenir.

      • Bitki cılız kalır
      • Hasat gecikir
      • Yaprak gelişimi azalır ve erken dökülür
      • Kök ve gövde büyümesi geriler, çiçeklenme azalır
      • Domates bitkisinde, genç yaprakların altlarında morumsu renk görülürken, mısırda ise yaprak kenarlarında morumsu renk görünür





      Yukarıdaki resimde mısır bitkisinde,fosfor eksikliği görülmektedir

      fosfor fazlalığında;


      • Doğrudan potasyum fazlalığından olmasa da, potasyum fazlalılığında olan, bakır çinko gibi mikro elementlerin tutulmalarıyla ilgili sorunlar ortaya çıkar
      • yaprak kenarlarında önce sarı sonra kahverengi -kırmızı beneklenmeler ve dökülmeler görülür



      POTASYUM

      Oncelikle bitkiler icin potasyum neden bu kadar onemlidir?

      Cunku potasyum;


      • Bitkide istikrarlı gelişim için gereklidir
      • Ürün verimini arttırır
      • Bitki gelişiminde görev yapan enzimleri geliştirir
      • Selülozu oluşturur
      • Fotosenteze yardım eder
      • Bitkinin protein içerğini arttırır
      • Tane ve yeterli meyve büyüklüğünü sağlar
      • Meyve sertliği ve dayanıklılığı sağlar
      • Su kullanım etkinliğini arttırır
      • Kuraklıkta, su stresine dayanımı arttırır


      potasyum eksikliğinde;


      • Eksiklik önce yaşlı yapraklarda daha sonra genç yapraklarda kendini gösterir
      • Önce bitkinin en alttaki yapraklarında görülür dha sonra yukarılara doğru ilerler
      • Yaprak kenarlarında sararma görülür.
      • Meyve oluşumu yavaşlar
      • Kök  gelişimi zayıflar
      • Bitki susuzluğa, su stresine, yüksek ve düşük sıcaklıklara karşı daha dayanıksızdır.
      • Hastalıklara karşı daha dayanıksızdır

      Yukarıdaki resimde potasyum eksikliği görülmektedir.


      Potasyum fazlalığında;

      • Aşırı miktarları bitki tarafından  pek absorbe edilmemektedir fakat, yüksek miktarda olması, magnezyum, mangan, çinko ve demir  eksikliğine neden olmaktadır